Hidrasyon Dehidrasyon

Hidrasyon Dehidrasyon Nedir? Belirtileri ve Nedenleri Nelerdir?

Kronik su kaybı yani dehidrasyon, günümüzde tüm dünyada sık rastlanan bir durum haline gelmiştir. Amerikan halkının %75’inin kronik su kaybı durumunda yaşadığı tahmin edilmektedir. Diğer sanayileşmiş ülkelerdeki düzeylerin de benzer olması olasıdır. Vücuda susadığında “su iç” sinyali veren susuzluk refleksi, açlıkla karıştırılmakta ve araştırmayı teşvik ederek obeziteye ve yiyecek bağımlılığına sebep olmaktadır.

Washington’da yapılan bir araştırmada, bir bardak suyun “gece atıştırmaları” nı ciddi boyutta aza indirdiği saptanmıştır.

Dehidrasyon kronik bir kan zehirlenmesi durumu yaratır ve gündüz halsizliğinin, tembel metabolizmanın, depresyonun ve konsantrasyon zorluğunun temel sebeplerinden biridir. Aynı zamanda kanseri de körükler. Birkaç araştırma, ortalama insanın günde beş bardak saf su içerek kolon kanseri riskini %45, göğüs kanseri riksini %80 ve mesane kanseri riskini %50 azaltabildiğini göstermiştir. Başka bir araştırma da, günde sekiz bardak su içilmesinin sırttaki ve eklemlerdeki ağrıları önemli ölçüde azalttığını göstermiştir.

Dehidrasyon belirtileri ve nedenleri

Dehidrasyon baş ağrısı da olmak üzere kronik ağrıların ve kronik halsizliğin
gizli sebebidir. Dehidrasyon kanı ve diğer vücut sıvılarını kurutur, bu da hücrelerin büzülmesine ve toksik atıklarını atamamalarına sebep olur. Hücreler doğru biçimde su aldığında genişler ve doğal olarak, kendilerini toksik atıklardan temizlemek üzere harekete geçer.

Tüm vücut dokuları, vücudun değişik bölümleri hareket ettikçe birbirine sürtünen fasya (akzar) adı verilen zarflar ile kaplanmıştır. Bütün bu zarflar arasında, çeşitli organlar ve dokular birbirlerine temas ettiklerinde aralarındaki sürtünmeyi azaltmak üzere, bir su katmanı bulunmalıdır. Vücut susuz kaldığında bu fasyalar arası yağlanma katmanı da kurur ve bunun sonucunda oluşan dokular arası sürtünme, yangıya ve kronik ağrıya sebep olur.

Bu, birçok insanın bugün yakındığı kronik ağrı sendromunun ana sebebidir ve aslında günde yeterli miktarda saf alkalik su içerek büyük ölçüde giderilebilecekken, toksik kimyasal ilaçlara milyonlarca dolar harcanmaktadır. Eğer iyonize mikro-kümelenmiş veya oksijenleştirilmiş su gibi özel oalrak enerji verilmiş sular içerseniz, hidrasyonun sağaltıcı etkileri daha da artar ve hızlanır. Bu yüzden, baş ağrısı da dahil olmak üzere her türlü kronik ağrı ve gündüz halsizliği için ilk çare, iyi kaliteli suyla günlük doğru hidrasyonu sağlamak olmalıdır.

Çeşme suyunun içinde neler var?

Günümüzde bütün dünyada insanlar tarafından tüketilen su, çıkardığından daha fazla toksik maddeyi vücutlarına taşımaktadır. Tipik çeşme suyu içinde klor, flor, alüminyum yanı sıra kurşun, kadmiyum ve nikel gibi çeşitli toksik ağır metaller barındırır. Bu, vücudun fonksiyonları için ihtiyaç duyduğu “yaşayan” suyun aksine, asit ve kimyasal katkılarla “öldürülmüş” sudur. Satılan şişe sularının da bir çoğu daha iyi değildir ve bugünlerde pahalı gurme sağlık içeceği olarak sunulan sözde “maden suları“ndaki mineraller de hücrelerin özümsemek ve yararlanmak için ihtiyaç duyduğu iyonize, mikro-kümelenmiş formda değildir.

Hangi su sağlıklı?

Sadece alkalik su, kan ve dokulardaki asitleri nötrleştirebilir ve atılmak üzere taşıyabilir ve sadece alkalik mineraller vücuda faydalıdır. Negatif iyonlarla yüklenmiş su, serbest radikallere karşı güçlü bir antioksidan olarak işlevseldir ve hücrelerle dokuları dejeneratif hasarlara karşı korur, kandaki tüm toksinler artı elektrik yükü taşıdığı için negatif iyonlar tarafından nötrleştirilebilirler. İçtiğiniz suyu inceleyin, araştırın ve öyle için.

En çok arananlar:

Share

Bir Cevap Yazın